Hoplayanlar (Hoppers) İncelemesi: Pixar Büyüsünü Geri mi Kazanıyor?
İçindekiler Tablosu
Hoplayanlar (Hoppers) İncelemesi: Pixar Büyüsünü Geri mi Kazanıyor?

Küçüklüğümden beri Toy Story, İnanılmaz Aile ve Cars gibi Pixar animasyonlarıyla büyümüş ve bu filmlerden hep mutlu ayrılmış biri olarak, son dönemdeki Toy Story 4 ve Lightyear gibi yapımlar bende “Pixar o eski büyüsünü kaybetti mi?” sorusunu uyandırmıştı. Ancak mevcut serilerin bir devamı olmayan, başlı başına yeni bir fikri mülkiyet (IP) olan Hoplayanlar (Hoppers), bu önyargımı kırmayı başardı. Filme dair detaylara geçmeden önce küçük bir salon tavsiyesi: Eğer çocuk gürültüsünden uzak, filme tam anlamıyla odaklanmak istiyorsanız, benim gibi en erken seansları tercih etmenizde fayda var.
Gölü Kurtarma Operasyonu ve Avatar Göndermesi
Filmin hikayesi, çocukluğunu büyükannesiyle bir göl kenarında geçiren 19 yaşındaki üniversite öğrencisi Mabel etrafında şekilleniyor. Şehrin Belediye Başkanı Jerry, mesafeyi 4 dakika kısaltacak bir otoyol köprüsü için bu göl alanını kullanmaya karar verince, Mabel alanı kurtarmak için inatçı bir mücadeleye girişiyor. Kendi başına başarılı olamayınca da bilincini bir kunduza aktararak hayvanların dünyasına katılıyor. Filmin bu noktada akıllara gelen “Avatar” filmi benzerliğine, filmdeki bilim insanları üzerinden “Ne alakası var?” diyerek yaptığı komik gönderme oldukça başarılıydı.
Derinlikli Karakterler ve Zengin Bir Evren
Mabel, animasyonlarda sıkça rastlanan tek tip bir karikatürden ziyade; korkan, hatalar yapan, bunları düzeltmeye çalışan ve hedefine ulaşmak için tek başına kalsa bile mücadele eden oldukça gerçekçi bir karakter. Karşısındaki Belediye Başkanı Jerry ise tamamen kötü bir adam değil, sadece Mabel ile zihin yapısı örtüşmeyen ve kendi açısından geçerli sebepleri olan bir karakter.
Filmin hayvanlar alemi ise muazzam bir detayla tasarlanmış. Her hayvan faunasının (kuşlar, balıklar, memeliler) kendi kralı var. Örneğin benim filmdeki favori karakterim, memelilerin (ve dolayısıyla insanların da) kralı olan kunduz Kral George‘du. Bu kadar acımasız bir dünyada insanların içindeki iyiliği görebilen oldukça bilge bir karakter. Ayrıca göl kurtarma çetesinden sevimli kunduz Loaf, hiperaktif kertenkele Tom ve boz ayı Ellen da filme büyük renk katıyor. Hayvanların kendi aralarında konuşurken göz bebeklerinin büyümesi, insanlarla iletişime geçerken ise küçülmesi, kurulan evrenin detaylarını gösteren harika bir dokunuş olmuş.
Kafadar Ayılar (We Bare Bears) serisinin yaratıcısı Daniel Chong‘un yazar ve yönetmen koltuğunda olmasının etkisini filmde net bir şekilde hissediyoruz. Hayvanlara ve doğaya saygı duyulması gerektiği, onların da bir yaşam hakkı olduğu mesajı tıpkı Kafadar Ayılar’da olduğu gibi kör göze parmak sokulmadan, doğal bir akış ve mizahla izleyiciye aktarılıyor.
Görsellik ve 3 Boyut Deneyimi
Filmi Türkçe dublajlı ve 3 boyutlu olarak izledim. Özellikle su altı sahnelerinde, dalgalanmalarda, kuş ve kelebeklerin hareketlerinde 3D’nin etkisini fazlasıyla hissediyorsunuz. Karakter tasarımları çok detaylı ve başarılı. İki boyutlu seçeneğinin de mevcut olduğunu hatırlatayım.
Ailelere Uyarı: Pixar Karanlık Sulara Giriyor
Yaklaşık 1 saat 45 dakika süren filmin ilk perdesi evreni kurarken, olaylar ikinci perdede hızlanıyor ve üçüncü perdede sonuca bağlanıyor. Ancak burada aileler için önemli bir uyarım var: İkinci ve üçüncü perde arasında Pixar, alışılmış formülünün dışına çıkarak biraz daha karanlık bir tona kayıyor.
Doğanın acımasız bir gereği olan besin zinciri (“göl kuralları”), hayvan ölümleri ve hatta insana yönelik direkt şiddet eylemleri filmde yer alıyor. Ayrıca çocukların pek anlamayacağı ama yetişkinlerin hemen yakalayacağı “Leatherface” (Deri Surat) gibi klasik korku filmi referansları bile mevcut. Bu karanlık ve farklı ton, benim gibi yetişkin izleyicileri mutlu edip şaşırtsa da, ailecek gideceklerin küçük çocukların bu sahnelerde (kardeşimin de gerildiği gibi) biraz korkabileceğini göz önünde bulundurması gerekiyor.
Sonuç ve Puanım
Eğer filme giderseniz, konsept tasarımlarının yer aldığı “after credit” (jenerik sonrası) sahnesini izlemeden salondan ayrılmamanızı tavsiye ederim. Hoplayanlar, sırf propaganda yapmak yerine Pixar’ın kendi özüne dönüp, başarılı formülünü yenilikçi bir şekilde bize tekrar izlettiği harika bir yapım olmuş. Coco’dan bu yana izlerken en çok keyif aldığım Pixar filmlerinden biri oldu.
Super Mario, İnanılmaz Aile, Toy Story ve Minyonlar gibi yapımlarla animasyon açısından harika geçecek olan bu yıla çok güzel bir başlangıç.
Puanım: 10 üzerinden 8.



Yorum gönder